İtalya Solunda “İktidar Halka” Seçim Listesi – Roberto Morea


perche-votero-potere-al-popolo

İtalya’da Solun yeniden yapılanma süreci yeni bir değerlendirmeye işaret ediyor. Ama bu yolu daha iyi anlamak için bir kere daha 2014’teki son Avrupa seçimlerinden başlamalıyız.

O zamanlar Avrupa Sol Partisi’nin (ASP) Alexis Tsipras’ı Avrupa Komisyonu başkanlığına aday göstermesi, İtalya’da da, bir sol siyasi gücün Avrupa Solu etrafında yeniden inşa edilebileceği umutlarını yükseltmişti. Diğer bir deyişle, pek çok ülkede, özellikle de Yunanistan ve İspanya gibi Avrupa’nın Akdeniz bölgesindeki ülkelerde, olduğu üzere kemer sıkma politikalarına karşı radikal bir muhalefetin etrafında inşa etme umudu yükselmişti. “L’Altra Europa con Tsipras” (Tsipras’la Başka Bir Avrupa) listesi, kuruluşuyla soldaki siyasi güçleri birleştirmiş ve uzun bir süreden sonra Avrupa Parlamentosu’na üç milletvekili taşımıştı.

Birleşik yol sorunluydu

O andan sonra birleşik yol zorlu ve sorunlu oldu. Koalisyonun bir tarafını oluşturan Sol, Ekoloji ve Özgürlük (SEL) ve eski Demokratik Parti (PD) üyeleri birleşik bir yoldan kaçınıp tek başlarına hareket etmeyi tercih ederek yeni bir parti kurdular: İtalyan Solu (SI)

O zamanlar hükümetin başı ve PD’nin sekreteri olan Renzi’nin gündeme getirdiği anayasanın değiştirilmesine dair Aralık 2016’da yapılan referandum, ülke çapında kurulan anayasayı savunma komitelerinin inşasıyla birlikte muhalefette birliğin yeniden ortaya çıkmasını sağladı.

Fotokopi hükümet

Referandumdaki “Hayır” oyu başarısı, Renzi’nin istifasına ve başkanlık ettiği hükümetin düşmesine, önceki politikalarda yapılan tercihleri teyit eden fotokopi bir hükümetin kurulmasına yol açtı. Pek çok kişi derhal seçimlere gidileceğini düşünerek Renzi’nin PD’sine karşı kampanyanın devam edeceğini bekliyordu. O günlerde Renzi, referandumdaki Hayır kampanyasının başarısındaki asli unsur olan çok sayıda demokrat ve solcuya siyasi bir yapı vermeyi denemek üzere, eski sekreter Bersani ve kurucu ve eski başkan D’Alema’yla birlikte partisinin temel isimlerinin gidişine şahit oldu.

Bu nedenle “Hayır” komitesinin iki önemli ismi Anna Falcone ve Tomaso Montanari, yakında seçim olacağını düşünerek bir seçim listesi önerisi getirdiler. Adını sunulduğu tiyatro salonundan alan Brancaccio Meclisi tarafından başlatılan PD’nin dışında bir birleşik liste ve radikal program çağrısı, bir kere daha önceki aylarda kaybedilen birlik olma ve radikalleşme gereksinimini gündeme getirdi.

İki sol akım bir kere daha belirginleşti

Ama, bir kere daha, birleşme sürecine önem verilmedi ve böylece belki de artık bir araya gelemeyecek iki şeyi bir araya getirme olasılığı da yitirilmiş oldu: bir yandan yakın geçmişte merkez solun benimsediği siyasetin radikal bir eleştirisi ihtiyacı, diğer yandan Demokratik Parti’nin çöküşünü kullanma imkanı.

Brancaccio’nun yolundan sapmak, iki sol akımı bir kere daha belirginleştirdi. Bir tarafta liberal politikaları yavaş yavaş aşındıracak ve etkisini azaltacak bir hükümet için yarışma hedefi var, diğer tarafta masaları deviren, direnen ve ülkenin her yanında yaşanan neoliberalizm karşıtı savaşlara katılan ve belki de sessiz ve güçsüz kalan çok sayıda insana ilham verecek bir solun inşa edilmesi var.

Medyadaki görünürlüklerini parlamentoda var olmak için kullanmak isteyen Sinistra Italiana (İtalyan Solu) ve eski PD’li vekiller “Özgürlük ve Eşitlik” adı altında, gerçek bir siyasi güce dönüşmeyi hedefleyen bir seçim birlikteliği oluşturdular. Rifondazione Comunista (Komünist Yeniden Yapılanma) ve Tsipras’la Başka Bir Avrupa gibi siyasi örgütlerle radikal profile sahip ve geçmişin devamı olmayan bir seçim listesine inanan birçok bağımsız birey ise kendilerini, devam eden ve etkin olan siyasi alanı bırakmamak için Napoli’deki bir toplum merkezinde toplanmış buldular.

“İktidar Halka”

Bu zamana dek siyaset alanına bilhassa müdahil olmayan güvencesiz ve düşük ücretle çalışan nesle inmenin yeniliği, önemsiz bir sonuç alma tehlikesi gerçek olmaya devam etse de elbette olumlu ve ilginç bir olay.

Bununla beraber bu iki sol kanat iki farklı siyasi görünümden ibaret değil. Bir ölçüde ve farklılıklarıyla birlikte, neoliberal üretim modelinin dönüşümü bağlamında açıklanabilecek iki toplumsal bakış açısını temsil ediyorlar.

Bir yanda elindekileri ve işlerini savunmak için mücadele vermiş garantili ve istikrarlı istihdam dünyası var. Kuralsızlaşma ve sanayi işletmelerinin ucuz işgücünün olduğu ülkelere kaydırma saldırılarına karşı duruyor. Tarihsel solun tipik toplumsal bloğu ve savaşları bir tarafta, güvencesizliğin ve vahşi sömürünün dünyası öbür tarafta. Güvencesiz, genellikle örgütsüz ve hükümetler nezdinde görülmez olan bu toplumsal tabakaya, aynı zamanda ekonomik krizin büyüttüğü ve ulusal ve Avrupa siyasetinin yoksullaştırdığı ve ezdiği siyahlardan ve hakları olmayanlardan da dahil.

Aradaki bu boşluk aynı zamanda sendika dünyasında da görülebilir ve birkaç gün arayla ülke çapında yapılan iki büyük gösteriyle de açıkça ortaya kondu. En önemli sendika CGIL tarafından desteklenen ilkinde, 2019’da 67’ye varacak olan emeklilik yaşının otomatik olarak yükseltilmesi protesto edildi. Gösterideki yüksek katılım, hükümetin kendisinin de değiştirilmesini talep ettiği ve Avrupa Komisyonu tarafından dayatılan kemer sıkma politikalarının bırakılması gerekliliğini bir kere daha gösterdi.

Söylenmesi gerekir ki aynı CGIL, bu yasa 2011’de Monti hükümeti tarafından çıkartılırken karşı çıkışları desteklememişti. Bu da taban sendikalarındansa ılımlı sendika yapılarıyla ilişki kurmalarıyla ve radikal çatışma biçimlerini benimsememeleriyle bağlantılıydı. Bu radikalizm eksikliği ve pek çok durumda hükümet politikalarını kabul etme eğilimi işçilerin gerçekleri görmesini sağladı veya 16 Kasım’da ülke çapında yapılan “Sınır tanımayan Haklar” gösterisine katılan ve büyük ölçüde destekleyen taban sendikalarına katılmaya itti. Burada, ve ilk defa bu kadar büyük ölçüde, katılımcıların büyük çoğunluğu ülkemizde yaşayan ve çalışan göçmenlerden oluşuyordu. Onların yanı sıra toplum merkezleri, toplumsal dayanışma örgütleri ve güvencesiz çalışanlar da daha az sayılarla sokakları doldurdular ve toplumsal çatışmanın kaldığı yerden devam ettiğini gösterdiler

Ertesi gün, bu öznelerin çoğu “Potere al Popolo” (İktidar Halka) olarak adlandırılan seçim listesinin inşa edilmesi “zorlu görevini kabul etmek” için meclisteydiler.

11.01.2018

Roberto Morea

Kaynak: Transform!

Çeviri: Kontra Salvo

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s