2018 Rusya Başkanlık Seçimi – Ilya Budraitskis


1349491-98557

Putin’in son yaptığı şov: Buzlu suya dalmak

Tahminlere göre, Rusya’da 18 Mart’ta yapılacak başkanlık seçimleri herhangi bir sürpriz olmadan, Vladimir Putin için bir başka başkanlık döneminin daha meşrulaştırması olarak gerçekleşecek. Ancak bu tahmin edilebilir “zafer”, seçmenler üzerindeki büyük baskıyla kazanılacak ve Kremlin’in siyasi alan üzerindeki sıkı kontrolü Putin’in “gözetimli demokrasi” modelindeki derin krizi işaret etmeye devam edecek. Putin’in içinde bulunduğumuz üçüncü döneminde, rejimin “demokratik” unsurlarının yalnızca görünüşten ibaret bir hale geldiği gerçeği tüm makul şüphelerin ötesinde ortadayken, giderek daha fazla belirgin bir şekilde kişiye dayalı hale de geliyor. Geçtiğimiz birkaç yıl içinde, dış düşmanlar karşısında Rusya’nın “kuşatılmış bir kale” olduğu ve “ulusal bir liderin” etrafından toplanılması gerektiği retoriğinin sonucu, her seviyedeki seçimlerin ülkeye inanç ve hükümete sadakat için plebisit anlamına gelmesi oldu.

Seçimlere Katılım Sorunu

Devam eden ekonomik kriz, çoğu insanın gelirinde düşüş ve giderek daha fazla göze çarpan toplumsal eşitsizliğe, var olan siyasi kurumların içerisinde ifade edilemeyecek bir tepki haline yol açıyor. Bu edilgen hoşnutsuzluk giderek oy kullanmamayla kendisini gösteriyor. Sonuç olarak, en son 2016 sonbaharında yapılan seçimlerde ülke çapında %47, Moskova ve St. Petersburg gibi şehirlerde ancak %30’un üzerinde olan katılım oranları alarm zillerini çaldırdı.

Eskiden Rusların seçimlere ilgisinin az olması, seçim sonuçlarını daha tahmin edilebilir kıldığı ve yönetimdeki parti Birleşik Rusya’nın iktidara gelmesine yardımcı olduğu için yetkililerin işine geliyordu. Ancak bugünün siyasal ikliminde, düşük katılım oranları Vladimir Putin’in bir sonraki zaferinin meşruiyetine karşı açık bir tehdit haline geldi. Kasım ayındaki anketler, seçmenlerin %58’inin başkanlık seçiminde oy kullanmayı düşündüğünü ancak bunların da %30’unun “büyük bir ihtimalle” oy kullanacağını söylediğini gösterdi.

Mart 2018’deki seçimlerin öncesinde Kremlin yönetimi, Putin’in %70 katılımlı bir seçimde %70 oy almasına dayalı bir “70-70” senaryosunu öne sürdü. Yine Kremlin defalarca seçmen etkinliğindeki böylesi bir keskin artışın, sadece yerel seviyedeki “yönetsel kaynaklar” (yerel yetkililere dayanan bütçeye bağımlı çalışanlar ve emeklilerin harekete geçirilmesi) yoluyla sağlanamayacağını vurguladı. Kremlin’in planına göre seçimler mutlaka Putin’in zaferiyle ama 2011’deki gibi oylarda oynama olduğu haberlerinin yayılmasıyla tetiklenen sokak gösterilerinin olmaması için kapsamlı seçim hilesi iddialarına yol açmadan sonuçlanmalı.

Kremlin, hedefine, seçim günü konserler ve yerel etkinlikler organize etme, başkanlık seçimini yerel konulara dair referandumlarla birleştirme ve hepsinden öte adaylar arasında gerçek bir siyasi rekabet varmış izlenimi yaratma gibi ilgi yönetimleri yaparak ulaşmayı umuyor.

Putin’in, karakteristik kalabalıkların üzerine yükselen “Sezar” havasıyla her türlü tartışmadan uzak durmasına rağmen diğer katılımcıların yukarıda onaylanan senaryo çerçevesinde kendi aralarında bir savaşa girişmiş gibi davranmaları gerekiyor. Ortak hedefleri kayıtsız veya şüpheci seçmenleri seçimlere çekmek ve yine onun kadar önemli olan, Alexei Navalny gibi bilinen bir muhalif siyasetçinin seçimleri boykot etme kampanyasından uzakta tutmak. Peki, bu tuhaf seçim yarışındaki kimler var?

Aday Putin

Vladimir Putin, yaklaşan seçimler için adaylığını 6 Aralık’ta, Nizhny Novgorod’daki bir otomobil fabrikası işçilerinin karşısında açıkladı. Bir önceki döneminin başlangıcını anımsatırcasına hem mekân hem de hedef kitle, Başkanı’nın halk adamı, parti siyasetinin üzerinde olma imajına uygun bir şekilde seçilmişti.

2012’ye dönersek, Putin’in seçim kampanyası muhalefet içindeki Batı ajanlarıyla mücadele ve “geleneksel değerler” için savaş konularına odaklanmıştı. Kayıtsız ve vatansever olmayan orta sınıf yerine “sıradan insanın” ilgisine hitap eden Putin, muhafazakâr ve ataerkil söylemi birleştirmeye önem verdi. Önemli vaatlerinden birisi de kamu sektöründe ücretlerin ciddi bir şekilde arttırılmasıydı. 2012 Baharındaki zaferinin hemen ardından bölgesel hükümetlerin kendi ücret artışı planına uymasını ve ilerlemelerini düzenli olarak raporlamalarını emreden “Mayıs Kararnameleri”ni TV kameraları önünde yayınladı. Ancak hükümet politikasının bir bütün olarak harcamaların azaltılması olduğu bir ekonomik durgunluk sırasında ücretlerin arttırılmasıyla “Mayıs Kararnameleri” aslında bu ücret artışlarını karşılamak için işten çıkartmaların yapılmasına yol açtı. İstatistiklerin manipüle edildiğini söylemeye gerek bile yok.

Bugün, yetkililer artık “istikrarın” daha yüksek gelir anlamına geldiği teorisini destekleyecek gerekli kaynaklara sahip değiller. Aksine, Putin’in üçüncü döneminde enflasyon artışı ve yaşam standartlarında ciddi düşüş yaşandı. Görevdeki Başkanının en sadık iki seçmen grubu –emekliler ve devlet memurları- hükümetin son yıllardaki “kriz karşıtı” politikalarının en büyük kaybedenleri oldular. Putin artık yaşam standartlarını yükseltme vaatlerinde bulunacak bir pozisyonda değil; ancak seçmenleri başka bir keskin çöküş olmayacağı konusunda ikna etmeye çalışabilir. Bu yüzden Putin, etkin dış politika ve ülke içinde militarist histerinin yayılmasının yeni döneminde geri plana atılacağında ısrar ediyor. Aralık başında adaylığını açıklarken, bir şekilde Suriye’de Rus askeri operasyonlarının sonra erdiğini açıkladı. Doğu Ukrayna da kampanyasından bu nedenle çıkartıldı. Yeni uzlaşma, Donbass bölgesindeki donmuş çatışma hali Minsk Anlaşmasını takiben belirsiz bir süre boyunca devam ederken Rusya’nın iç sorunlarını çözüme odaklanması üzerine.

Putin’in resmi seçim beyannamesi henüz yayınlanmadı ama eski maliye bakanı ve Putin’in 2000’lerdeki neoliberal politikalarının önemli bir stratejisti olan Alexei Kudrin’in rehberliğinde yazıldığını biliyoruz. Odak noktası vergilerdeki artış yoluyla eğitim ve sağlık harcamalarında ılımlı bir büyüme, emeklilik yaşının yükseltilmesi ve daha “hedefli” toplumsal politikalar olacak. Bir kere daha, hükümetin yaşam standartlarını düşürerek ekonomik krizin sonuçlarını telafi etme yolunu “insan sermayesine yatırımla” ilgili yalan beyanlarla süsleyecekler.

Putin’in seçim kampanyasının esaslı boşluğuna dikkate aldığımızda, ana vurgunun herhangi bir alternatif olmaması üzerine olacağı belli. Buna göre görevdeki başkana oy vermek bir yurtseverlik görevinin yerine getirilmesi gibi görülmeli. Bu nedenle oylama, Kırım’ın Rusya’yla resmen “yeniden birleşme” günü olan 18 Mart olarak belirlendi.

Komünistlerin Yeni Adayı

1514971717_bq2fnor7li_2z4dzrr

Milyoner komünist Pavel Grudinin – http://www.kremlinrus.ru

Kremlin’in seçimlere ilgi çekmek için yaptığı belki de en başarılı hamle; Rusya Federasyonu Komünist Partisi’den (RFKP) yeni bir adayın, Pavel Grudinin’in ortaya çıkmasıydı. Geçtiğimiz on yıl boyunca RFKP, kitlesel bir eylem partisinden, özellikle seçimlere katılmaya odaklanan bürokratik bir yapıya dönüştü. Parti liderliği, tüm önemli siyasi konularda Başkanı destekleyerek “gözetimli demokrasi” sistemiyle tamamen bütünleşti. RFKP’nin değişmeyen lideri Gennady Zyuganov uzun bir süredir Putin’e ciddi bir alternatif olarak görülmüyor. 2017 sonundaki beğenilme oranı %4’ün altındaydı. Zyuganov’un, var olan siyasi düzende geleneksel olarak RFKP sorumluluğunda olan “protestocu seçmeni” etkileyerek harekete geçirme görevini başaramadığı belliydi. Önümüzdeki seçimde Komünistlere verilen destekte bir çöküş yaşanması çakma parti sisteminde bir dengesizliğe ve bu da partinin kendi içinde ciddi bir krize yol açabilirdi. Aralık sonunda RFKP kongresi, bağımsız işadamı Pavel Grudinin’in adaylığını onayladı.

Grudinin’in kartviziti, Moskova civarında sahip olduğu “Lenin Devlet Çiftliği” (“Sovhoz”) adının ağırlığını taşıyan işletme. Gerçekte bu “sovhoz” çoktan, hisseleri %40’ı Grudinin’in olmakla birlikte küçük bir grup yöneticinin elinde olan anonim bir şirkete dönüşmüş halde. Bu “sovhoz”un gelirinin büyük çoğunluğu toprağı toptancı süpermarketlere, Cash&Carry, Toyota, Nissan gibi şirketlere kiralamaktan geliyor. Ancak bunların hiçbiri Grudinin ve diğer RFKP yetkililerinin bu işi, işçilerin Sovyet dönemi sosyal programlara erişmesini sağlayan “sosyalizm vahası” olarak sunmaktan alıkoymadı. Grudinin kendisini aşırı sol, emperyal milliyetçiler ve RFKP etrafındaki “ulusal yönelimli” orta ölçekli işletme sahiplerinin oluşturduğu “yurtsever güçler” koalisyonunun adayı olarak sunuyor. Muhtemelen bunu “yüksek politikaya” girmenin bir yolu olarak gören Sol Cephe lideri Sergei Udaltsov da Grudinin’in kampanyasına, emekli yurtsever ordu generallerinden beklendiği gibi etkin bir şekilde dâhil oluyor.

Grudinin’in partisiz olması, parti içinde değişim olmayacağı anlamına geldiği için RFKP liderliğinin de işine geliyor. Bu daha çok seçim sonrası hemen bitecek “anlaşmalı bir evliliğe” benziyor.

Genellikle yukarıdan aşağı sıkı kontrol altına olan Rus televizyonlarındaki sohbet programlarında sürekli yer alması, Grudinin’in Kremlin’in lütfuna mazhar olduğuna dair bir fikir veriyor. Grudinin’in bildirgesi, sosyal harcamalarda artış, sermaye akışına sınırlama, iç pazarı geliştirme vd. gibi bildik RFKP önerilerinden farklı bir şey içermiyor. Ancak canlı hitabet tarzı ve medyadaki görünüşü, Mart ayında ikinci sırada gelmesini neredeyse garantiledi bile (Ocak ortasında anketlerde %7 olarak çıkıyordu).

Liberal Muhalefet

Mart seçimleri anlatısı çerçevesinde Kremlin’in en büyük sorunlarından birisi de liberal eğilimli seçmenleri boykot fikrinden uzak tutmak. Grigory Yavlisnky ve Ksenia Sobchak liberalleri kampanyada tutmak için öne sürülen iki aday.

Yavlinsky, 1990’lardan beri Rus siyasetinde ve uzun süredir Yabloko Partisi’nin liderliğini yapıyor. Mesajı hiç değişmedi: Rusya, otoriter ve milliyetçi bir rejim tarafından ele geçirilmiş durumda ve bu rejim barışçıl bir biçimde ortadan kaldırılarak yerine sivil özgürlükler ve “Avrupa değerleri” gelmeli. Yavlinsky, sonuçları önceden bilindiği için seçimleri kazanma olasılığı olmadığını açıkça söylüyor. Ancak, kendisine oy verilmesini etik bir tercih, yetkililere toplumda yolsuzluk, emperyal saldırganlık ve toplumsal eşitsizliklerden rahatsız bir kesimin olduğunu göstermenin bir yolu olarak sunuyor.

171108204212-ksenia-sobchak-2004-large-169

Ksenia Sobchak

Televizyonda gençleri hedefleyen eğlence programları sunucusu olarak bilinen ikinci liberal aday Ksenia Sobchak de tepkisel aday olduğunu iddia ediyor. Sobchak, genç seçmenlere seçimi sistemik adalet ve toplumsal hareket eksikliğinden duydukları hoşnutsuzluğu göstermek için bir yol olarak kullanmaları çağrısında bulundu. Sobchak’ın adaylığının göstermelik olduğu, Alexei Navalny’nin olası destekçilerinin şaşırtmak için gizlice Kremlin tarafından desteklendiği iddiaları da vardı.

Her iki adayın alacağı ihmal edilebilir sonuç da –ikisinin birlikte %3-4’ten fazla alamayacağı öngörülüyor- hükümet yanlısı seslerin Rus toplumunda siyasal liberalleşme için çok az talep olduğunu ileri sürmelerine imkân verecek.

Hiç Bitmeyen Jirinovski

Seçimlerde üçüncü gelecek kişi muhtemelen cep sağcısı popülist Vladimir Jirinovski olacak. Jirinovski, 1991’den bu yana Rusya’daki tüm başkanlık seçimlerine katıldı. Votka fiyatının düşürülmesi veya Amerika’nın bombalanması gibi lümpenleşmiş alt toplumsal sınıfların mantıksız düşlerini yansıtan absürt ve ölçüsüz talepleri dile getirmesiyle biliniyor.

Navalny ve Boykot Kampanyası

22890501_four
Navalny, polis kordonunda. Politonline.ru.

Yolsuzluk karşıtı eylemci ve düzen karşıtı popülist Alexei Navalny’nin, yıllar önce hüküm giydiği uyduruk suçlamalar nedeniyle seçimlere katılmasına izin verilmedi. Ancak Seçim Komisyonu’nun kararının arkasındaki gerçek neden; Navalny’nin ne kadar oy alacağının bilinememesi. Seçmenlerin ciddi bir kesimin destek alabileceğini gösterdi. Geçtiğimiz yol boyunca Navalny’nin çağrısıyla ülke çapında, gençler ve taşradaki orta sınıflar arasında büyüyen tepkiyi yansıtan birçok gösteri yapıldı. Navalny aynı zamanda ülke çapındaki bütün büyük şehirlerde iş yapan güçlü bir destekçi ağı kurmayı başardı ve ülkedeki yegane kitlesel muhalif örgütü oluşturan 200.000 kayıtlı gönüllüye sahip.

Navalny’nin kampanya bildirgesi, bir kısmı “yasadışı zenginleşmeyle” mücadele, kademeli vergilendirme ve polis ve savunma harcamalarının sınırlandırılması gibi belirgin biçimde toplumsal içeriğe sahip bir dizi popülist talepten oluşuyor. Hatta kampanyasının ana sloganı olan “%1 için değil, herkes için zenginlik” elitlere karşı yönelimini açıkça gösteriyor. Navalny aynı zamanda, Orta Asya’dan gelen göçmen işçiler için vize uygulamasının getirilmesi çağrısıyla milliyetçilerle flört ederken ekonominin “tekelleşmeden kurtarılması” için yapılan liberal çağrıları da tekrarlıyor.

Şu andaki siyasi duruma göre Navalny’nin kampanya politikaları nihayetinde marjinal talepleri içeriyor. Navalny’nin aksine Yavlinsky’nin sendikal hakları savunan açık bir mesajı var; Grudinin doğal kaynakların millileştirilmesine odaklanıyor; Sobchak -bu anlamda diğer adaylar arasında tek- toplumsal cinsiyet eşitliği ve cinsel azınlıklara karşı ayrımcılığa son verilmesi çağrısında bulunuyor. Navalny’nin esas önem verdiği şey ise programında yok ama desteklediği kitlesel gösterileri destekleme ilkesinde var. Israrla sahte seçimler yerine, sadece sokak siyasetinin gidişatı değiştirebileceğini tekrarlıyor. Navalny, Ocak ayı başında etkin bir şekilde oylamaya katılmamayı kitlesel protesto eylemleri ve oy kullanma yerlerindeki olası usulsüzlükleri gözlemlemeyle birleştirerek etkin bir seçim boykotu anlamına gelen “seçmen grevi” yapma çağrısında bulundu.

Solun Durumu

spiter3RFKP dışındaki sol hareket yaklaşan seçimlere dair bölünmüş durumda. Ciddi bir kısmı etkin boykota yapmaya, diğerleri Pavel Grudinin’i desteklemeye eğilimliyken küçük Stalinist parti Rus Birleşik Emek Cephesi hâlâ kendi “işçi” adayını kaydetmeye çalışıyor. Burada anlatmaya çalıştığım durum; Mart seçimlerine herhangi bir katılımın nihayetinde şu andaki rejimin geçici istikrarına ve Putin’in bir altı yıl daha kişisel yönetiminin meşrulaşmasına katkıda bulunacak.
Bununla beraber Navalny’e verilecek koşulsuz destek; risk popülist hareketinin etkisizleşmesine, ki bu açık bir şekilde lider merkezli ve anti demokratik karakterinin büyüttüğü bir risktir, yol açabilir. Rusya’nın var olan siyasi ve toplumsal düzenine anti-kapitalist bir alternatifi dile getirecek “solun boykotu” için çalışacak bağımsız bir sol hareket, koordineli bir işbirliği yoluyla sol duruşla Navalny arasına bir çizgi çekebilir ve Kremlin’in kurallarına göre oynamayı reddeden Rus radikal solcularının bir araya gelmesi için bir temel oluşturabilir.

24 Ocak 2018

İlya Budraitskis

Kaynak: LeftEast

Çeviri: Kontra Salvo

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

w

Connecting to %s