Suriye’de Kürtler Dil Özgürlüğüne Kavuştular – Shivan Hussein


kurdish_culture_2

Hesekê’de bir dil kursu / Cezirê Kantonu Eğitim Komitesi fotoğraf albümünden.

Yunus Hami, dinleyicilerin karşısına çıkıp şiirlerini, Kürtçe’nin bir lehçesi olan anadili Kurmançça’da okuduğu her seferinde hâlâ rüyadaymış hissediyor.

 

Suriye’nin kuzeyindeki Hesekê kentinde yaşayan Kürt şair ve romancı Hami, ancak son yedi yıldır düşündüğü ve rüya gördüğü dilde yazabilme ve okuyabilme imkânına sahip. Hami “Kürt dili ciğerlerimi dolduran oksijendir” diyor.

2011’den önce Kürt dilinde şiir yayınlamak veya kamuya açık bir alanda okumak hayal edilemezdi. Suriye hükumeti, Kürt dilinin bayramlarda, devlet okullarında ve hükumet binalarında kullanımını yasaklamıştı. Kürt dilinde yayınlar yasadışıydı.

Devlet politikaları Suriye’de konuşulan Kürtçe’nin iki ana lehçesi olan Kurmançça ve Soranca’yı ötekileştirmişti. Kürt dili Hint-Avrupa dil ailesinin bir üyesi, dillerin İrani kolunda yer alıyor ve İran’ın kuzey batısı ve güney doğusundaki dillerle güçlü benzerlikler taşıyor.

Bu nedenle Hami, yıllarca Arapça şiir ve roman yazdı. Hami, Suriye’de herhangi bir şeyi yayınlamanın tek yolu bu diyor ama Arap diline karşı da hiçbir bağ hissetmiyor.

Hami, Suriye devleti istihbaratının bir kolu olan Siyasi Güvenlik Müdürlüğü’nün, kendisini Kürt dilinde gazeteler ve bildiriler yayınladığı gerekçesiyle tutuklaması nedeniyle 1990’larda iki yıl Adra hapishanesinde kaldı.

10 Ekim 1992’de, güvenlik güçleri Hami’nin yolunu Hesekê’deki evinin önünde kesti ve onu yerel merkezlerine götürdüler. Oradan Adra hapishanesine nakledildi. Hâlâ güvenlik görevlilerinin kendisinde Kürtçe okuma materyalleri olduğunu nasıl öğrendiklerini bilmeyen Hami “Sanırım muhbirlerinden bilgi aldılar” diyor.

Kürt dilinin ve kültürünün Suriye’de –yasal düzenlemeler ve anayasa maddeleriyle- baskı altına alınması, yetmiş yıl önce yirminci yüzyılın ortalarında ülkenin bir ulus devlet olarak kurulmasına dek gidiyor.

Bölgenin başkenti olan Hesekê’deki evinde konuşan Hami “Dilimiz, varlığımız yasaklanmıştı” diyor.

Bütün bunlar 2011’de protestoların patlaması ve ardından başlayan savaşla değişti. Kürt milisler ve siyasi gruplar, rejimin büyük ölçüde güçlerini bölgeden çekmesinin ardından Suriye’nin kuzeyinde eşsiz bir iktidar ve özerkliğe sahip oldular. Bir zamanlar kendilerini baskı altında tutan Baas politikalarının yokluğunda Suriye’nin Kürt nüfusu on yıllardan beri ilk defa tam olarak dilsel ve kültürel haklarını kullanabildi.

Bugün, Rojava’daki (kuzey Suriye’deki fiili özerk bölgeler) Kürtler, dillerinin ve kültürlerinin canlanmasına tanıklık ediyorlar. Bir zamanlar yasaklı olan Kurmançça ve Soranca kamu yaşamında (okullarda, kültürel etkinliklerde, yayınlarda, yerel yönetimlerde ve günlük konuşmalarda) açıkça kullanılıyor.

Yerel ve uluslararası aktörler giderek daha fazla savaş sonrası Suriye’yi düşünürken Kürtlerin çoğunlukta olduğu bölgelerin geleceği, özerklik kazanıp kazanmayacakları belirsizliğini koruyor. Ama bu ay konuştuğumuz Kürt yazar, gazeteci, sivil toplum üyeleri ve yerel yönetim yetkilileri bir konu üzerinde uzlaşıyorlar: Kürt dili ve kültüründe eski duruma geri dönüş olmayacak.

Bugün Yunus Hami, Hesekê’deki evinde dar, ahşap bir masada yazıyor. Masasının köşesindeki kalemlikte minyatür bir Kürdistan bayrağı var. Hemen sağında, içinde Kürt dili kitaplarının yer aldığı cam panelli büyük bir kitaplık bulunuyor.

Hami, Hesekê sokaklarına çıktığı zaman işlerin 2011’de nasıl olduğunu ve keskin bir şekilde değiştiğini düşünüyor. Sokak tabelalarında ve dükkân vitrinlerinde Kürtçe’yi görüyor. Yerel kurumlarda ve sokak köşelerinde anadilinin kentte oturanlar tarafından açıkça kullanıldığını duyuyor: “Durum karanlıktan aydınlığa dönüştü.”

Gizlice öğrendik

Baas kontrolündeki Suriye’de genç olan Ali Abdulrahman ve arkadaşları, dillerini okumayı öğrenebilmek için Soranca (kuzeybatı Suriye’deki Kürtlerin çoğu tarafından kullanılan lehçe) yazılmış kitapları aralarında gizlice değiştiriyorlardı. Kapalı kapılar ardında buluşarak birlikte okuma ve yazma çalışıyorlardı.

Şu anda Afrin merkezli yerel bir basın kuruluşunda gazeteci olarak çalışan Abdulrahman “Kürtçe yazılar ve şiirlerin görülebileceğinden sürekli korkardık” diyor. Yasadışı metinlerle yakalanma riski almasını “Kürt dili benim kimliğimdir” diyerek açıklıyor.

Suriye hükumet ilk defa 1950’lerin ortasında Adib a-Shashakli’nin iki yıl süren başkanlığı döneminde Kürtçe kitap ve yayınları yasakladı. Kendisi de Kürt olan Adib a-Shashakli, Kürtler, Süryaniler ve Ermeniler gibi Suriye’deki azınlıkların haklarının aleyhine en sıkı Arap milliyetçisi politikaları uyguladı.

Kürt dili ve kültürünün ötekileştirilmesi, ideolojik köklerini Arap milliyetçiliğinden alan Baas partisinin 1963’te bir darbeyle Suriye devletinin kontrolünü ele geçirmesiyle yoğunlaştı. İnsan Hakları İzleme Örgütü’nün 2009’da yayınladığı Suriye’deki Kürtlerin haklarının bastırılması raporunda, 1967’de devlet okullarındaki ders kitaplarından “Suriye’de bir Kürt azınlık olduğuna dair tüm ifadelerin çıkartıldığı” yer aldı.

1970 darbesiyle iktidarı ele geçiren Baas Partisi üyesi ve General Hafız Esad, 30 yıllık yönetimi boyunca ülkede Kürt kimliğini ifade eden her şeyi yasaklayan sayısız yasa çıkarttı ve ciddi miktarda Kürt nüfusun yaşadığı bölgeleri “Araplaştırmayı” hedefledi.

“Susturulan Kürtler” belgeselinde verilen Ekim 1996 tarihli bir İnsan Hakları İzleme Örgütü raporuna göre bu politikalar arasında “Kürtçe yer isimlerinin Arapça yeni isimlerle değiştirilmesi, Arapça ismi olmayan işletmelerin kapatılması, Kürtçe özel okullara izin verilmemesi ve Kürtçe yazılan kitapların ve diğer materyallerin yasaklanması” vardı.

Hafız Esad yönetimindeki Suriye devleti, Kürtçe’yi konuşma dili olarak da hedef aldı. 1989’da yayınlanan iki hükumet kararına (1865/S/24 ve 1865/S/25) göre Suriyelilerin Kürtçe’yi devlet dairelerinde, evlilik törenlerinde ve bayramlarda kullanması yasaklandı.

Kobanê’de yaşayan ve bölgesel bir siyasi partinin üyesi olan Yaşar Ali, “Baas iktidarında ana dilimizi resmi olarak öğrenmemiz zordu, sadece özel alanlarda öğrenebiliyorduk. Gizlice öğrendik”

Kürt dili canlanabilir

Şair ve yazar Yunus Hami, 2011 sonrasında kendi şehrindeki kültürel etkinliklerde Kürt dilinde şiirlerini ilk defa okumaya başladığında dinleyicilerinin çoğunun kendisini anlayamayabileceğinden endişe etmiş.

On yıllar süren Kürt dillerini eğitim ve kamu alanlarında yasaklayıcı hükumet politikaları Kurmançça ve Soranca’yı eve sıkıştırdı ve yeni nesillerle birlikte gelişmesini engelledi.

Suriyeli Kürtler için eğitim, okuma, yazma ve iş dili Arapça’ydı. Resmi eğitim olmaması nedeniyle Kurmançça ve Soranca fazlasıyla “miras dil” özelliklerini edindi.

Aileler Kürtçeyi evlerinin gizliliğinde kısık sesle konuştular. Çocuklar konuşmayı ve anlamayı öğrendiler ama resmi yollardan yüksek seviyede dil kullanım becerisine ulaşma veya okuma ve yazma öğrenme fırsatına sahip olmadılar. Kamusal yaşamdaki egemen dil Arapça’dan geçen kelimeler konuşma Kürtçesine girerek Kurmançça veya Soranca terimlerin yerini alarak kullanımdan düşmelerine neden oldular.

İnsan hakları aktivisti ve Kobanê’deki Kürtçe haber sitesi Welatî’nin yöneticisi Zara Misto’ya göre Kürtçe’deki gerileme “Kürt dilini ve kültürünü yok etmek isteyen sistematik politikaların” bir sonucu. Ama kendisi yeni eğitim fırsatları ve kültürle ilgili topluluk sözleşmesi yoluyla “Kürt dili canlanabilir” diyor.

Suriye’deki Kürt özerkliği, Kurmançça ve Soranca’yı öğreten kurumların ve Kürt dili ve kültürünü geliştiren etkinliklerin yaygınlaşmasını sağladı.

Yunus Hami, dil kurumlarının “yaygın” olduğunu söylüyo ve siyasi partilerin de yerel halk Kürtçe dil dersleri sunduğunu ekliyor.

2016’dan Suriye’de Kürtlerin elinde bulunan kuzey bölgelerinde, Kürt dili ilkokul eğitiminin tam teşekkülü bir bileşeni.

Suriye’de Kürtlerin elinde bulunan kuzeyin yönetim organı Özerk Yönetim, kendi kontrollerindeki okullarda 2016-2017 eğitim yılı için üç dilli müfredat uyguladı. İlkokullarda eğitmenler öğrencilere Kürtçe, Arapça ve Süryanice öğretiyorlar.

Hesekê’yi de içeren Cizîr kantonu eğitim müdürü Samir Hacı Ali, yeni müfredatın duyurulmasından önce Özerk Yönetim’deki eğitim yetkililerinin Kürt dili eğitimini aşama aşama uyguladıklarını söylüyor.

2014’te öğrenciler Kürt dili eğitimini birinci sınıfta aldılar. Ertesi yıl Kürtçe eğitimi okulun ilk üç yılına yayıldı.

Ama büyük ölçüde Demokratik Birlik Partisi (PYD) hâkimiyetindeki Özerk Yönetim tarafından belirlenen müfredat tartışmalı bir konu olduğunu gösterdi.

Geçtiğimiz Ağustos’ta Qamişlo şehrindeki öğrenci ve öğretmenler, Özerk Yönetim Kürt dili müfredatının dışında eğitim veren özel okulları kapatınca protesto gösterileri yapmışlardı.

Kürtçe öğretmeni, protestocu ve okul çağında iki çocuk annesi Fatma Memduh o zaman bize PYD’nin yayınladığı müfredatta bazı ciddi kusurlar gördüğünü söylemişti. En ciddi endişeleri çoğu öğrencinin Kürt dilinde müfredattan faydalanacak seviyede bir dil hâkimiyetinin olmaması ve verilen diplomaların uluslararası ve bölgesel kabule henüz sahip olmamasıydı.

Özerk Yönetim eğitim yetkilisi Samir Hacı Ali, “bir toplumun kendi dilini öğrenmesi gerektiği için” önceliğin yerel topluma hizmet edebilmek adına Kürt dilinde eğitimin geliştirilmesinde olduğunu söylüyor: “Akademiler, enstitüler ve üniversiteler açık. Uluslararası tanınma da gelecektir.”

PYD müfredatının ideolojik destekleri de Kürtlerin elindeki Suriye’nin kuzeyinde tartışma noktası halinde geldi.

Demokratik Birlik Partisi (PYD), Kürdistan İşçi Partisi’nin (PKK) kurucusu, şu anda Türkiye’de hapiste olan Abdullah Öcalan’ın geliştirdiği demokratik konfederalizm siyasi felsefesini benimsiyor.

PYD ideolojisine karşı şu anda aktivistler, sivil toplum üyeleri ve Kürt Ulusal Konseyi gibi rakip siyasi partilerden muhalefet var. Okul müfredatı tartışması bu siyasi mücadele için bir savaş alanı olmaya devam ediyor.

2015’te Özerk Yönetimin kendi ilkokul müfredatını yaygınlaştırmaya başladığı zaman Suriye’nin kuzeyindeki halk ve aktivistler müfredatı fazla ideolojik olarak tanımladılar. O zamanlar bize, Baasçılığın yerine sadece Abdullah Öcalan’ın demokratik konfederalizminin geldiğini düşündüklerini söylemişlerdi.

Ahmet El Kurdi rumuzlu, Türkiye merkezli Hakikat ve Adalet için Suriyeliler adlı insan hakları gözleme ve savunma grubu yöneticisi şöyle diyor: “elbette Kürt dili eğitiminin yayılmasıyla ilgili sorun yok. Ama kuzey Suriye’deki Kürt dili yönergesinin müfredatın ideolojikleştirilmesiyle ilgili sorunları var. Bir devlet tüm bileşen gruplara karşı tarafsız olmalı, bir tanesine eğilimli olmamalı”

Yasalar önünde eşitlik

Rejimin Suriye Arap Ordusu ve Kürtlerin liderliğindeki Suriye Demokratik Güçleri (SDF) şu anda kuzey ve kuzeydoğu Suriye’de 400 kilometreden fazla sınırı paylaşıyorlar. Savaş süresince ara sıra karşı karşıya geldiler. Şu anda ortak bir düşmanları var: İslam Devleti.

Suriye’nin kuzeyindeki Kürtlerin liderliğindeki hükumetin siyasi ve askeri liderleri de Suriye rejimi yetkilileri de gelecek aylarda bir tür uzlaşmaya açık olduklarını ifade ettiler.

Eylül ayında Suriye Dışişleri Bakanı Velit El Muallim, İslam Devleti yenildikten sonra ülkenin kuzeyinde Kürt özerkliği arayışının “müzakereye ve tartışmaya” açık olduğunu söyledi.

Pazar günü, Rojava’daki savunma eş başkanı Rezan Gilo, Kürt halkına federasyon imkânı verilirse SDF’nin Suriye Arap Ordusu’na katılmaya açık olduğunu söyledi:

“Federasyon temelinde ve Suriyeli tüm bileşenlerinin haklarının korunduğu yeni bir Suriye Anayasası yazılırsa güçlerimizin Suriye ordusuna katılmasında bir sorun olmaz” (Kürdistan24 haber ajansı)

Bu raporun amacı hakkında konuştuğumuz tüm Kürt yurttaşlar, hangi askeri veya siyasi anlaşma olursa olsun dil ve kültürel ifade özgürlüğünün tartışılamaz olduğunu ifade ettiler.

Zara Misto “Suriye’nin bir sonraki anayasası, Kürtçe ve diğer (azınlık) dillerin Arapça’nın yanında resmi dil olması gerektiği gerçeğini kabul etmeli.” diyor.

Kobanêli Yaşar Ali de Misto gibi Suriye devletinin eskiden olduğu gibi Suriye nüfusunu tek tipleştirme politikalarına “dönemeyeceğini” söylüyor.

Kürt haber ajansı Rudaw’ın Ocak ayında yaptığı habere göre, Rusya’nın önerdiği yeniden düzenlenmiş Suriye anayasası taslağında Kürtçe resmi dil olarak kabul ediliyor.

Tam bir yeni Suriye anayasası taslağı henüz ortaya çıkmış değil. Rus devlet haber ajansı TASS’ın haberine göre bu ayın başında Soçi’de yapılan Ulusal Diyalog Kongresi’nde Suriye Cumhurbaşkanı Beşar Esad ve Rus devlet başkanı Vladimir Putin’in başlıca konusu bu oldu. Suriye anayasası aynı zamanda Salı günü başlayan BM gözetimindeki Cenevre görüşmelerinin gündeminde de var.

Hakikat ve Adalet için Suriyeliler’den El-Kürdi, Kürtlerin federal bir sistemde özerklik için yaptığı çağrıların etrafındaki tartışmalar ne olursa olsun Suriye’deki herhangi bir yönetim biçiminin “her yurttaşın yasalar önünde eşit olmasını” sağlaması ve toplumsal, dilsel ve kültürel haklarını garanti etmesi gerekir diyor.

Hesekêli Kürt Zuhair Hasan, Suriye’nin kuzeyinde yeni kavuşulan dil ve ifade özgürlüğünün 2011 öncesinde yaşadığı ikili hayatın bittiği anlamına geldiğini söylüyor.

Hasan, Hesekê’de çalıştığı devlet dairesinde gün içinde Arapça konuşmak zorundaydı. Akşamlarıysa evinde hala şehirdeki ve etrafındaki köylerin ve sokakların Kürtçe isimlerini kullanan ailesiyle Kürtçe konuşuyordu.

Hasan, çalıştığı yerde ve gündelik hayatında “aklının kendisine ihanet edeceğini, beyni engel olamadan ağzından Kürtçe’nin çıkacağı korkusu” yaşadığını söylüyor. Şimdiyse: “Artık aynı anda hem konuşup hem de kendimi ifade edebiliyorum. İnanılmaz bir his” diyor.

29.11.2017

Shivan Hussein

Kaynak: Syria Direct

Çeviri: Kontra Salvo

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s