Gerry Adams, Sinn Féin Başkanlığından Ayrılıyor – Daniel Finn


nintchdbpict000310400203

Gerry Adams ve Martin McGuinness (1989) – Rex

Gerry Adams, Sinn Féin başkanlığından ayrılıyor – uzun süren liderliğinin arkasında bırakacağı miras nedir?

Gerry Adams, İrlanda siyaset tarihinin en uzun ve en etkili kariyerlerinin birinden sonra, Sinn Féin başkanlığından bu hafta ayrılacağını duyurdu. Batı Belfast’ta bir Katolik işçi sınıfı mahallesi olan Ballymurphy’de büyüyen Adams, İrlanda Cumhuriyetçiliği’nin görünen yüzü olarak kendini kabul ettirmeden önce üst düzey bir IRA komutanı oldu. Sinn Féin’in liderliğinden ayrılışı partinin yakın tarihindeki en önemli olaylardan birisi.

Destekçilerine göre Adams, Sinn Féin’i eşsiz siyasi başarısına taşıyan kişiyken hayal kırıklığına uğramış bir zamanki müttefiklerine göre menfaat adına temel ilkeleri terk etmiş kaypak bir oportünist. İrlanda basınındaki en yüksek sesli muhalifleri Adams’ın gidişine belki memnuniyet duyacaklar ama gidişinden duydukları rahatlama onun IRA’yı kalıcı bir ateşkese taşımak için herkesten fazla uğraştığı gerçeğiyle karışacak. Adams, Sinn Féin’i, İrlanda sınırının her iki tarafında da gelecek yıllardaki siyasi stratejisiyle ilgili yanıtlanması gereken temel sorularla birlikte bir belirsizlik ortamında bırakıyor.

Óglach Adams

Eğer Gerry Adams alışılageldik bir siyasetçi olsaydı, siyasetin ön saflarına çıkışını 1983’e tarihleyebilirdik. Bu tarih, ilk defa Batı Belfast milletvekili olarak Westminster’a seçildiği ve Ruairí Ó Brádaigh yerine Sinn Féin başkan olduğu tarihtir. Otuz beş yıl herhangi bir siyasi kariyer için etkileyici bir süre teşkil eder ama Adams ilk seçildiğinde zaten on yıldan fazladır İrlanda siyasetinde merkezi bir figürdü.

Siyaset sahnesine ilk çıkışı Haziran 1972’de, Britanya hükumetiyle görüşmelerde yer almak için Long Kesh gözaltı kampından bırakılmasıyla oldu. IRA liderliği, Britanya ordusuyla bir ateşkes olması için Adams’ın serbest bırakılmasında ısrar etmişti. Adams’ın belki aksini iddia edebilir ama IRA’nın gerilla mücadelesine bu kadar dâhil olmasaydı kamuoyunun bilmediği 23 yaşındakine birine o kadar da önem verilmezdi.

Sonuç alınmayan o görüşmelere katılan MI6 yetkilisi Frank Steele, Adams’ın “kibirli, şehirli genç bir eşkıya” olmasını beklediğini ama onu “cana yakın, zeki, belagatli, disiplinli ve belli ki yaptıkları nedeniyle önünde korkunç bir gelecek olan” biri olarak bulduğunu söyledi. Bu, Britanya yönetici sınıfının Adams hakkındaki sahip olduğu önyargılara dair çok şey söylüyor ama bir lider olarak özelliklerinin başından beri dostu ve düşmanı tarafından bilindiğini de gösteriyor.

Adams, Provisional IRA (Geçici IRA) hareketinin ilk yıllarında nesiller arası köprü kurmaya yardımcı oldu. Belfast ve Derry’deki Cumhuriyetçilik, 1940’larda IRA faaliyetleri nedeniyle hapis yatan kendi babası Gerry Adams Sr’nin de dahil olduğu bir grup aile tarafından canlı tutulan marjinal bir gelenek halindeydi. Bu emektarlar 1970’lerin başında canlandırılan hareketin örgütsel çekirdeğini oluşturdular ama itici güç, IRA’ya katıldıklarında henüz delikanlılıklarını yaşayan çok daha genç bir gruptan geldi. Adams etrafında oluşan liderlik ekibinin önemli bir bileşeni olan Martin MCGuinness, yirmi bir yaşında IRA’nın Derry sorumlusuydu.

Adams bu genç militanlardan birkaç yaş daha büyüktü ve bu ona siyasi deneyim anlamında avantaj sağlıyordu. Adams, 1969 yazında şiddet patlak verdiğinde çoktan cumhuriyetçi bir eylemci olmuştu bile. Sonraları IRA’nın 1960’lar boyunca Cathal Goulding liderliği altında yürüttüğü topluluk aktivizmi rolüne dair coşkulu yazılar yazdı. Hareket 1969 sonunda bölündüğünde Goulding, Marksist Resmi IRA’yı toplumsal aktivizme doğru yönlendirirken karşıtları olan “Provo” (Geçiciler) Britanya yönetimine karşı silahlandı. Cumhuriyetçi dava için silahlı eylemleri gerekli gören Adams, Provo’yla (Geçiciler) birlikte tavır aldı. Ama 1960’ların tartışmalarını hiç unutmadı ve silahlı mücadelenin tek başına isteneni vermeyeceği belli olduğu zaman onlardan yararlanmasını bildi.

Yeni Başlangıç

Adams 1970’lerin ilk yarısını ya hapiste ya da kaçak olarak geçirdi ve Belfast’ta Ivor Bell ve Brendan Hughes gibileriyle birlikte öne çıktı. Provo (Geçiciler) liderliği 1975’in çoğunda geçerli olan ikinci ateşkes çağrısını yaptığında Long Kesh’teydi ve Cumhuriyetçi Haberler gazetesinde “Brownie” mahlasıyla yeni bir yaklaşım için yeteneklerini sergileyeceği makaleler yazmaya başlamıştı. Brownie sütunlarında Cumhuriyetçilerin çevrelerini genişletmek için IRA’nın yanı sıra kendisinin “ekonomik direniş” adını verdiği sendika ve topluluk mücadelelerine dâhil olacak siyasi bir hareket inşa etmeleri gerektiğini tartıştı. Adams, Marksizmle arasına mesafe koymaya devam etmesine rağmen Desmond Greaves, Michael Farrel ve Eamonn McCann gibi solcu yazarlardan çekinmeden fikir devşirdi. Ama bu sola dönüş silahlı mücadelenin yerini alması için değil, onu tamamlaması içindi.

1976’da serbest bırakıldıktan sonra Adams cumhuriyetçi hareket içindeki tutucularla mücadele etmeye hazırdı. Adams ve grubu, Britanyalılar İrlanda’yı tamamen terk edeceklerini açık bir şekilde söylemedikçe daha fazla ateşkes olmayacağını vaat eden sertlik yanlısı militaristler olarak tanındılar. Sinn Féin başkanı Ruairí Ó Brádaigh’ın desteklediği gibi Ulster parlamentosuyla birlikte federal bir İrlanda vizyonu birlikçiliğe taviz olarak reddedildi. Ó Brádaigh ve müttefikleri, Adams’ı destekleyen daha genç kuzeyli Geçiciler tarafından acımasızca dışlandılar. Adams’ın siyasi yolculuğu boyunca sıkça olduğu gibi dramatik bir rol değişimiyle bu defa Ó Brádaigh, Adams 1990’larda Sinn Féin’i barış sürecine götürürken onun en büyük muhalifi oldu.

Silahlı mücadele 1980’lerde devam etti ama hareketin siyasi kanadını güçlendirme arzusu hiç dinmedi. 1981’deki açlık grevleriyle son bulan bu döneme cumhuriyetçi tutsakların siyasi statü için yürüttüğü savaş egemen oldu. Halkın Demokrasisi ve İrlanda Cumhuriyetçi Sosyalist Partisi gibi sıkı sol gruplardan fikir devşiren Geçiciler, İrlanda tarihinin en büyük kitle hareketlerinden biri haline gelecek tutsakları destekleme kampanyasını başlattılar. Açlık grevcisi Bobby Sands ara seçimde hücresinden Westminster’e seçilince Sinn Féin’in seçim siyasetine dair tabusu yıkıldı ve partinin gelecekteki yükselişinin yolunu açtı.

1983 Westminster seçiminde Sinn Féin milliyetçi oyların yüzde 40’ından fazlasını aldı. Bu, Adams ve liderlikteki yoldaşlarının seçim stratejisinin potansiyelini gösteren ciddi bir başarıyı ama aynı zamanda “silah ve seçim sandığı” ikili stratejisinin ulaşabileceği üst noktayı da gösterdi. Zaman geçtikçe, IRA’nın gerilla savaşı ve Sinn Féin’in siyasi büyümesi arasında çelişkiler daha da görünür hale geldi. IRA mücadelesine destek Derry, Batı Belfast ve Güney Armagh gibi cumhuriyetçi kalelerdeki milliyetçi azınlıklarla sınırlandı. Bu çevrelerin ötesinde Sinn Féin’in savaş devam ederken asla geçemeyeceği bir sınır vardı. 1987’de Enniskillen’de on bir sivilin öldüğü bombalı saldırı gibi tartışmalı IRA eylemlerinin Sinn Féin’in seçim beklentileri üzerinde doğrudan etkisi oluyordu.

Sonuçta, seçim sandığından beklenen atılım gerçekleşmedi. Kuzeyde, orta sınıf milliyetçisi Sosyal Demokrat İşçi Partisi (DLP), Sinn Féin karşısında gücünü korudu. Sınırın güneyinde, cumhuriyetçilerin seçimlerden beklentileri azdı: davaları için sempati ne kadar olursa olsun, insanların çoğu IRA’nın kazanmasından çok daha fazla çatışmanın sona ermesini istiyordu.

Silahlara Veda

Adams ve yakın çevresinin IRA’nın faaliyetlerinin tasfiye edilmesine tam olarak ne zaman karar verdiğini muhtemelen hiçbir zaman bilemeyeceğiz. 1980’lerin sonunda kesin zaferin IRA’dan uzakta olduğu fark edilmiş olmalı. Şahin cumhuriyetçiler silahlı mücadeleye bağlılıkta bir gevşeme fark ettiler. Adams’ın, seçim çalışmalarına yönlendirdiği kaynakların artışına karşı en yakın müttefiklerinden Ivor Bell’in giriştiği kalkışmayı bastırması gerekti. Bazı IRA liderleri savaşı çarpıcı bir biçimde genişleterek İrlanda’daki Britanya yönetimini bitirecek bir krize sokma umuduyla Libya’dan sevk edilen büyük miktarda silah ve mühimmatın kullanılmasını istedi. Eğer bu “Tet Harekatı” yapılmış olsaydı, neredeyse kesin bir şekilde çok kötü bir yenilgiyle sonuçlanırdı.

Adams’ın bu kumarı oynamaya hiç niyeti yoktu. Aksine, daha geniş milliyetçi birliği oluşturmak umuduyla SDLP ve İrlanda hükumetiyle iletişim kurmaya başladı. Britanya hükumetiyle gizli bağlantılar kuruldu. 1990’ların başında ANC ve PLO’nun da barış süreçlerine başlamasıyla birlikte cumhuriyetçiler geleneksel çözümlerden uzaklaşmak konusunda kendilerini daha rahat hissettiler. Ama IRA 1984’te ateşkes çağrısı yaptığı zaman, konuşmalardan çıkacak herhangi bir anlaşmanın Geçicilerin uğruna savaştıklarını söylediği şeyden çok uzakta bir şey olacağı çoktan belliydi. Aralık 1993’te Britanya ve İrlanda hükumetleri tarafından yapılan Downing Street deklarasyonunda, çoğunluk rızası olmadan Kuzey İrlanda’nın anayasal statüsünde bir değişiklik olmayacağı üzerinde durularak cumhuriyetçilerin kaldırtacaklarını söyledikleri “birlikçi vetosu” teyit edilmiş oldu.

1998’deki Hayırlı Cuma Anlaşması, Britanya yönetiminin belirsiz bir geleceğe dek kalmasını ama milliyetçilerin de bölgesel bir iktidar paylaşımındaki yerini garanti altına almasını sağladı. Bu tam olarak Geçicilerin önceki yıllarda reddettiği türden bir anlaşmaydı. Sinn Féin, taviz verme niyeti karşılığında Atlantik’in her iki yakasında da ana akım siyaset kapıların kendisine açılmış buldu. Zamanı geldiğinde bunu düzenli bir seçim başarısı takip etti. 2001’de parti, Kuzey’de, Katolik Kilisesi tarafından yönetici sınıfta yer almaları için eğitilen geleneksel orta sınıf liderliğini yerinden ederek SDLP’yi geçti. Bu dönüşümün sembolizminin, milliyetçiler arasındaki sınıf hiyerarşisiyle ilgili biraz sert konuşan Adams tarafından fark edilmemesi mümkün değildi:

“Benim yaşımdaki çok sayıdaki insanın okul tecrübesi belirli görevler için yetiştirilmek oldu. Bazıları piskopos, papaz, SDLP lideri ve diğer sorumlu pozisyonlara geldiler. Bu “sorumlu” liderlerle ilgili tüm bu konuşmaları duyuyorsunuz: Kardinal, Katoliklere, konut kampanyalarına katılmak gerek çünkü biz yapmazsak şiddet severler boşluğu doldururlar diye vaaz ediyor. Bu, herhangi bir haklı savaya katılmak için olabilecek en Hristiyan olmayan gerekçe. Burada Katolik müesses nizamın “güvenli” ve “sorumluluk” sahibi figürler arayışı var. Ve bunların bazılarında da Sinn Féin’liler liderlik pozisyonlarında olmak için bizim okullarımızda eğitilmediler züppeliği var.”

Ama Sinn Féin nihayet bu Katolik okullu seçkinleri geçtiğinde bunu sınıf siyaseti vurgusuyla yapmamıştı. Bunun yerine, milliyetçi topluluktaki toplumsal çatlakları önemsemeyerek ve SDLP’nin gündeminin çoğunu benimseyerek başarıya ulaşmıştı.

Bu siyasi ilerlemelere zemin teşkil eden barış stratejisi büyük maharet gerektiriyordu. Adams kendisiyle birlikte olabildiğince çok IRA gönüllüsünü taşımayı ve hareketi yeni bir yola sokarken kendisini mahir ve inandırıcı bir lider olarak göstermek istedi. Yol boyunca ayrılıklar oldu ama muhalif grupların hiçbiri büyük bir etki yaratmayı başaramadı. Hiç kuşkusuz duygularını gizleyen cumhuriyetçi liderler vardı ama hiçbir zaman gerilla mücadelesinin zafere giden yol olduğuna inanan çok sayıda IRA destekçisinin olduğu gösterecek kadar olmadılar. Adams’ın liderliğinin sert muhalifleri bile silahlı mücadelenin miadını doldurduğunu kabul ettiler.

Hükumet Partisi mi?

Savaşa dönme niyetleri olmasa da Geçiciler, IRA’yı müzakerelerde olabildiğince bir pazarlık unsuru olarak tutmak istediler. 2005’te Sinn Féin’in IRA’nın işi olarak kabul edilen Northern Bank soygunu ve Belfast’ta Robert McCartney’in öldürülmesinin ardından yoğun baskı altına alınmasına dek silahları devreden çıkarmaya direndiler. 2007’de Sinn Féin nihayet, Ian Paisley’in Demokratik Birlik Partisi (DUP) ile birlikte Kuzey İrlanda bölgesel hükumetinde yerini aldı. Ama partinin bakanlık ekibine Adams değil Martin McGuinness liderlik etti.

Bu esnada Güney’de, Sinn Féin ilk defa ciddi bir seçim gücü olmaya evrildi. 2002 genel seçimlerinde oylarını iki katından fazlasına çıkardı ve beş sandalye kazandı. İki yıl sonra Fianna Fáil’in eski üyesi Mary Lou McDonald, Belfast’tan Sinn Féin adına Avrupa Parlamentosu’na seçildi.

Partinin ateşkes sonrası ivmesi durdurulamaz gibi görünüyordu. 2007 genel seçimleriyle ilgili çok sayıda yorumda partinin bir koalisyon hükumetine katılıp katılmayacağı konuşuluyordu. Ufukta beliren Fianna Fáil’le birlikte çalışma olasılığıyla birlikte parti liderliği, seçim kampanyası boyunca ilerici vergi programını terk etmeye hazırlandı. Ama sonuç aynı kaldı. Sinn Féin, Güney siyasetinde gerçek bir atılım yapmak yerine beş sandalyesinden birini kaybetti.

Küresel mali krizin İrlanda ekonomisini kötüye götürmesiyle birlikte bu yenilgi üzerinde düşünmek için yeterli zaman olmadı ve bu da Sinn Féin’e yeni bir fırsat sundu. Dublin’deki iktidar partilerini ve Troyka’nın dayattığı programları sert bir şekilde eleştirerek kendilerini Güney’deki kemer sıkma politikaları karşıtı seslerin en önemlisi olarak sundular. Parti koalisyonla ilgili çizgisini de değiştirdi. İrlanda İşçi Partisi sağla anlaşmaya doğru kayarken Gerry Adams onlara, “Fianna Fáil veya Fine Gael’i desteklememek” gibi bir görevleri olduğunu ve “yeni bir hizalanmanın” parçası olmaları gerektiğini söyledi: “İki büyük muhafazakâr partinin egemen olduğu bu duruma bir son verilebilir”.

Adams, 2011 genel seçimlerinde yerini Belfast’tan Louth’a kaydırıp meclise seçildi. Bu hareket Sinn Féin’in parlamento grubuna daha önemli bir siyasi yetkinlik katmayı hedeflemişti ama Adams konuşmacı olarak nadiren güçlü bir etki bıraktı ve partinin parlamentodaki en kayda değer müdahaleleri Mary Lou MacDonald, Pearse Doherty ve son zamanlarda Eoin Ó Broin gibi daha genç milletvekillerinden geldi.

Adams’ın parlamento sıralarındaki varlığı bir değer kattığı kadar sorun da yarattı. Eski yoldaşı Brendan Hughes tarafından, Jean McConville’in 1972 yılında IRA tarafından kaçırılıp öldürmesine karıştığı suçlamasına maruz kaldı. Adams’ın önünde yanıt vermesi gereken ciddi bir durum vardı ama Fine Gael, Fianna Fáil ve İşçi Partili siyasetçiler McConville’nin ölümünü kendi sevilmeyen ekonomik politikalarını eleştiriden muaf tutmak için kullandılar.

Güneyli siyaset sınıfı hiçbir zaman Sinn Féin’in ciddi bir seçim gücü haline geleceğini beklememişti. Sinn Féin’in kuzeyde hükumete girmesine imkân veren anlaşmayı büyük bir şevkle desteklerken sonradan Kuzey İrlanda Sorunu kurbanları (sadece IRA tarafından öldürülenler) için hissedilen ahlaki öfkeyi keşfettiler. Britanya devleti güçleri ve Britanya yönetimi yanlısı paramiliterler arasındaki danışıklı işlerle ilgili ortaya çıkanlar hiçbir zaman aynı hevesi uyandırmadı. Adams bu seçici öfkenin paratoneri oldu ve buna etkin bir şekilde karşı koyamadı.

Yanlış Yolda

Adams’ın kenara çekilmesiyle bu bagajın gerçekten Sinn Féin’in Güney’de büyümesinin önünde engel olup olmadığını göreceğiz. Geçen yılki genel seçimlerden bu yana parti yine hareketsizleşti. 2014-15’teki anketlerde Fianna Fáil’i geçip İrlanda’nın ikinci büyük partisi olacak gibi görünmesinden sonra aldığı %13,8 hayal kırıklığı yarattı. Bu hafta sonundaki tarihi parti kongresinde yolu açtıktan sonra hükumette küçük ortak olarak yer alacaklar gibi görünüyor.

Bu durum, 2015’te Adams’ın “Sinn Féin tabii ki kimseye küçük ortak olmayacak” iddiasıyla keskin bir karşıtlık yaratıyor. Açık ki Adams, İşçi Partisi için uygun gördüğü Fine Gael veya Fianna Fáil’in “destekçisi” olmama görevini kendisi partisi için aynı şekilde düşünmüyor.

Ama bu aslında şaşırtıcı olmamalı. Gerry Adams ve inşa ettiği hareket için toplumsal sorunlar en nihayetinde bir sona varmak için bir araç: İrlanda’nın birliğine hizmet ettikleri sürece kullanışlı, etmedikleri sürece bir kenara bırakılabilir. Ve Adams liderliği altında Sinn Féin esas hedefine hiç olmadığı kadar yaklaştı. Bu yılın kongresinde Adams, partisinin beş yıl içinde İrlanda’nın birliği için bir referandumu kabul ettireceği vaadini verdiğinde, şov yapmıyordu. Brexit’in yansımaları arasında, Kuzey’deki Britanya’yla birlik yanlılığının zayıflaması ve çatışmanın güneyli seçmenlerin hafızasından silinmesiyle birlikte bir referandum giderek daha fazla olası görünüyor. Ne tür bir İrlanda ortaya çıkaracağı ayrı bir hikaye.

Güney’de hükumete girme tercihinin yapılmasından önce Sinn Féin’in, Britanyalı Muhafazakarlar ve müttefikleri DUP’un Hayırlı Cuma Antlaşması’ndan geriye kalanları kırıp dökmesine engel olmak zorunda. Adams resmen liderlikten çekiliyor olabilir ama tam siyasi biyografisini yazmasına daha yıllar var.

22.11.2017

Daniel Finn

Jacobin

Çeviri: Kontra Salvo

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s