Katalan Cumhuriyeti’ni İnşa Etmek – CUP Merkez Yürütme Üyesi Lluc Salellas’la Röportaj


Pivotal Day For Catalan Independence As Crisis Comes To A Head

Katalunya Başkanı Carles Puigdemont, bağımsızlık oylaması sonrası açıklama yapıyor – David Ramos / Getty Images

Katalan sol partisi CUP’tan Lluc Salellas, Katalunya’nın bağımsızlık ilan etmesine yol açan olayları ve sonra ne olacağını tartışıyor.

İspanyol devletiyle uzun süren bir açmazdan sonra Cuma günü Katalunya parlamentosu nihayet bağımsızlık ilanını oyladı. 1 Ekim’deki bastırılan referandumdan sonra yapılan oylama, 135 parlamenterin 70’inin desteğini aldı. Muhalefetin çoğu boykot etmeyi tercih etti.

Buna yanıt olarak İspanya Başbakanı Mariano Rajoy, Katalunya’nın kurumlarını feshedeceğini, hükumetini görevden alacağını ve Aralık’taki seçimlere kadar bölgeyi Madrid’in yöneteceğini ilan etti. Bir bölgenin özerkliğinin askıya alınmasına imkân veren İspanya anayasasının 155. Maddesi, 1978’de getirilmesinden bu yana ilk defa kullanıldı.

Bugün, İspanya başsavcısı, Katalan hükumetinin on dört üyesi hakkında ayaklanma, isyana teşvik ve kamu fonlarının kötüye kullanımı suçlamalarında bulundu. Bu suçlama, bağımsızlıkçı hareketin sivil toplum ayağının önde gelen iki isminin iki hafta önce benzer suçlamalarla tutuklanmasının ardından geldi.

Krizin yayılmasıyla birlikte Katalan antikapitalist parti Halkın Birliği Adayları (CUP), kendini önemi giderek artan bir rol oynarken buldu. Partinin merkez yürütmesi üyesi Lluc Salellas son gelişmeleri değerlendiriyor:

Katalan Demokratik Partisi (PDCat) içindeki muhafazakâr milliyetçilerin bu kadar radikal bir yolu takip edecek gibi görünmemesi nedeniyle çok az sayıda insan bağımsızlık sürecinin bu noktaya geleceğini düşünüyordu. CUP’un bağımsızlık yanlısı sokak hareketlerindeki rolü ne ölçüde hareketin gelişmesinde bir etken oldu?

Kendi toplumsal tabanını ve seçmenlerini etkileyen son zamanlardaki toplumsal eylemler olmasaydı PDCat şu andaki pozisyonuna asla gelemezdi. CUP’un her zaman çifte stratejisi oldu. Bir yandan, sağcı veya solcu olsun, tüm bağımsızlık yanlılarını içeren gösterilerde yer aldık çünkü bağımsızlığın karşılıklı güç ilişkisini değiştirecek bir kırılma yaratacağına ve rejimin dengesini bozacağına inandık. Bu da Solun yeni kavramlar ve dinamikler sunmasına imkân verecekti.

Diğer yandan her zaman, her şeyin sadece bağımsızlıkla ilgili olmadığı fikrini yayabilmek için kendi söylemlerimizle kendi kampanyalarımızı da gerçekleştirmeyi denedik. Bağımsızlık yanlısı kampın daha itaatsiz ve yıkıcı bir pozisyona kayması için çaba gösterdik. Bu da şu andaki duruma gelinmesinde önemli bir etken oldu.

Katalan Ulusal Meclisi (ANC) ve kültür kurumu Òminum gibi bağımsızlık yanlısı kurumlar geleneksel olarak yılda bir defa kitlesel gösteriler düzenlerlerdi ama şimdi sivil itaatsizlik gibi daha radikal taktikleri benimsediler.

Evet, bu durum 1 Ekim’de ortaya çıktı. ANC ve Òmnium, sivil itaatsizliğin ileriye doğru giden tek yol olduğunu anladılar. Biz de sivil itaatsizlik siyasi kültüründen gelen insanları taşıyarak destek olduk. Oylamayı savunmaları gerektiği zaman bunu nasıl yapacaklarını biliyorlardı çünkü polisle karşı karşıya gelme deneyimleri vardı. 1 Ekim günü bu çok önemliydi.

Bağımsızlık yanlısı Katalan solunun en bilinen sloganlarından birisi “bağımsızlık, sosyalizm, feminizm”. Bağımsızlığın kendisi bir hedef mi yoksa sosyalist ve feminist bir topluma doğru ilerlemek için bir araç mı?

Bağımsızlık, CUP’un ve halkın birliği projesinde yer alan insanların çoğunluğu için bir araçtır. Ama çoğumuz için bağımsızlık aynı zamanda bir hedef de. Katalunya’nın veya Katalan Bölgelerinin (Katalanca konuşulan bölgelerin tümü) bir devlet, bir egemen siyasi proje olma hakkı olduğunu düşünüyoruz. Bu kendi içinde bir hedef ama kendi başına işlemiyor. Bağımsızlık yanlısı sol içinde, bağımsızlığın sosyalizm ve feminizme ulaşmak için önemli bir adım olduğu fikrini paylaşıyoruz. Çünkü var olan güç ilişkileri ve tarihsel olarak devletin inşa ediliş biçimi nedeniyle bu hedeflere İspanyol devleti içerisinde ulaşmanın mümkün olduğuna inanmıyoruz.

Bitmeyen Frankoculuk diye bir kitap yazdınız ve burada İspanyol devletine Frankoculuktan kalanları incelediniz. İspanyol devletinin bu çatışmaya yönelik tavrının, ne ölçüde Franko diktatörlüğünün sona ermesinden sonra inşa ediliş biçiminin getirdiği bir sonuç olduğunu düşünüyorsunuz?

Frankoculuğun nasıl bittiğini incelemek, 1978 rejiminin temellerine bakmak, bugün nerede olduğumuzu anlamak için gerekli. Şöyle söylenmişti: “Tamam, resmen bir liberal demokrasi olacak ama bazı dokunulmaz konular da olacak”. Bunlar, İspanya’nın birliği ve kırk yıllık Franko diktatörlüğünün sorgulanmasının imkânsızlığıydı. Bunun kanıtı da toplu mezarlar (İspanya İç Savaşının ve diktatörlüğünün binlerce kurbanı teşhis edilmemiş bir şekilde ülkenin dört bir yanındaki toplu mezarlarda yatmaya devam ediyor) ve tarihsel hafızayla ilgili yürütülen siyasetti. Aynı şey İspanya’nın birliği konusunda da geçerli. Bu da bizi tahammülsüz bir siyasi kültüre götürüyor. Devletin temeli bu olduğu için sıradan bir siyasi tartışmada bu konular ele alınamıyor. Podemos ve Birleşik Sol, İspanya halklarının kendi kaderlerini tayin hakkını savundukları zaman bununla karşı karşıya gelmiş oldular ama yine de İspanya’nın birliği projeleri olmaya devam ediyor.

Diktatörlüğe gelirsek polis, adalet ve Halk Partisi (PP) seçkinlerinin asla özür dilemek zorunda olmadıkları bir yerde yaşıyoruz. Frankoculuk döneminde oynadıkları rol nedeniyle asla özür dilemediler. Şimdilerde altmış, yetmiş, seksen yaşlarındalar, çocuklarına neler öğrettiler? Onlara her şeyi yapabilirsiniz ve dokunulmazlığınız olur diye öğrettiler. Bu nedenle şu anda olup bitenler tarihimiz bağlamında normal şeyler.

Katalan bağımsızlıkçı hareketi içinde “İspanya bizden çalıyor” fikri hâlâ var ve “İspanya’nın diğer bölgelerinden daha fazla vergi ödüyoruz” şeklindeki sağcı söylem dile getiriliyor. CUP’un bağımsızlık mücadelesi ve toplumsal adalet mücadelesini bir araya getirme fikrinin ne ölçüde başarılı olduğunu düşünüyorsunuz?

Bu doğru. İnkâr etmek yalan söylemek olurdu. Bu pozisyonlar var ama aynı zamanda bağımsızlık yanlısı merkez sağ PDCat ve merkez sol ERC’nin oluşturduğu Junts pel Si (Evet için Birlikte) koalisyonunun destekleriyle Katalan parlamentosunun son bir buçuk yolda konut, sağlık ve toplumsal konularla ilgili geçirdiği yasalara bakarsanız, İspanya’daki sağcılardan farklı şekilde oy verdikleri çok açık. ANC ve özellikle Òmnium, toplumsal dayanışma ve toplumsal adalet fikri üzerine önemli çalışmalar yaptılar.

Òmnium, kendi kaderini tayin mücadelesini mahallelerdeki sağlık merkezi, okul ve toplu taşıma mücadeleleriyle eşit gören Ortak Mücadeleler kampanyasını başlattı. Bu birleştirici zincirin, bağımsızlıkçı hareketin yüzde 100’ü hatta yüzde 80’i tarafından henüz paylaşılmadığı doğrudur. Bağımsızlıkçı hareketin içindeki hegemonya mücadelesi henüz kazanılmış değil ama son yıllarda ilerleme kaydettik.

Solcu bağımsızlık yanlısı pozisyonların İspanya’nın geri kalanında anlaşılması genelde hayli güç oluyor, özellikle de bölgelerin finanse edilmesi konusu bakımından. Çok sayıda insan Katalunya’nın bağımsız bir devlet haline gelirse bölgenin ortak finans sistemine katkıda bulunmayı bırakacağını ve bunun da İspanya’nın en yoksul bölgelerindeki kamu hizmetlerine zarar vereceğini düşünüyor. Endülüs veya Ekstremadura’daki bir kişiye solcu bağımsızlık yanlısı pozisyonu nasıl anlatırsınız?

İki argüman var. Bir yandan biz, her zaman bağımsızlık yanlısı projemizin İspanyol siyasi rejiminin kırılmasını kolaylaştıracağını ve böylece bunun İspanya devleti içerisinde kurucu bir sürecin başlangıcı ve siyasi değişim anlamına geleceğini söyledik. Eğer Ekstremadura, Endülüs, Kanarya Adaları ve diğerlerindeki halk sınıfları iyi örgütlenir ve hakları için savaşırlarsa kendi çıkarları için sistemi değiştirme şansına sahip olacaklar.

Aynı zamanda bağımsızlık bizim –zengin bir bölgenin- bir gecede daha yoksul bölgelere para vermeye son vereceğimiz anlamına gelmek zorunda değil. CUP enternasyonalist bir proje, bütün dünyada eşitlik ve adalet olması gerektiğine inanıyoruz. Bizim gibi ayrıcalıklardan faydalananlar, bunların bazılarından ihtiyacı olanları desteklemek için vazgeçmeli.

Ama böyle bir sistemi kalıcı olarak sürdürmek mantıklı değil. Böylesi bir şey yapısal bir değişimden daha çok Katolik yardımı gibi olur. Amaç, Endülüs’ün kendi kamu hizmetlerini, bölgedeki işin ve zenginliğin örgütlenmesindeki değişiklikler sayesinde, başka aktörlerin yardımı olmaksızın korumasına imkân verecek yapısal değişimi teşvik etmek. En devrimci şey bu olacaktır.

Birkaç yıl önce Katalan başkan Artur Mas (o zamanki Convèrgencia üyesi, şimdi PDCat’a dönüştü), parlamentoya, hükumetinin onayladığı kemer sıkma politikaları nedeniyle 15-M’li göstericiler tarafından çevrildiği için helikopterle gelmek zorunda kalmıştı. Şimdi PDCat liderleri, aynı kemer sıkma politikaları uygulanmaya devam ettiği halde sokaklarda alkışlanıyorlar. Katalunya’nın bağımsızlığa kavuşamadığı ama eski Convèrgencia partisinin temize çıktığı (statükoya geri dönüş) ve PP’nin ülkenin geri kalanında İspanyol milliyetçiliğinin coşmasıyla güçlendiği bir senaryoyu hayal edebiliyor musunuz?

Bu en kötü senaryo olurdu. Böyle bir olasılık var ama bence çok düşük. Eski duruma dönmek için Katalan sağının devletle anlaşma dinamiğine geri dönmesi gerekir. Ve aksine bu onları temize çıkarmaz. Onları savunuyoruz çünkü ilişkiyi kesme halindeler; eğer bundan vazgeçerlerse desteğimizi kaybederler. Bu insanlar, Katalan hükumetinin üyeleri, şu anda tutuklanma tehdidi altındalar. Böyle bir durumda anlaşmanın ilk noktasının demokrasinin savunulması, kurumlarımızın savunulması ve baskıya karşı savaş olduğuna inanıyorum.

Bu, onların sosyal politikalarına eleştirel yaklaşmadığımız anlamına gelmez. Örneğin bu yaz turizm üzerine CUP ve PDCat arasından ciddi anlaşmazlıklar çıktı. Ve belediye meclislerinde sosyal konularla ilgili sert tartışmalar yapılıyor. Şu andaki durum sınıf mücadelesinin ve ideolojik mücadelenin kaybolduğu anlamına gelmiyor. Ancak demokrasi ve baskı konusunu önceliklendirdiğimiz doğrudur.

Katalan parlamentosu bağımsızlık ilan etti. İspanya hükumeti buna 115. Maddeyi harekete geçirerek, Katalunya’nın kurumlarını ve özerkliğini feshederek karşılık vardı. Sonra ne olacak?

1 Ekim’den bu yana, devletin engellemeye çalıştığı ama halkın direnişi yüzünden başaramadığı bir referandum olduğunu söyledik. Yasalara göre sonuçlar bağlayıcı (Katalan parlamentosunun kabul ettiği ve İspanya Anayasa Mahkemesinin geçersiz saydığı Referandum Yasası ve Hukuki Geçiş Yasası ).

Seçim Kurulu çalışmadı ve normal bir seçim sürecinde olması gereken koşullar yoktu. Bunları dikkate alırsak sonuç için meşru ve bağlayıcı denebilir mi?

Biz öyle olduğuna inanıyoruz. Koşulların normal olmadığı doğru ama bu olağanüstü koşullara rağmen insanlar oy kullandılar ve bir oy sayımı yapıldı… yani oldu. Sonuçta Birleşik Krallık’ta Brexit’e oy verenlerden daha yüksek bir oranda seçmen “evet” oyu verdi. Bu nedenle eğer Brexit meşruysa burada yapılan referandum da meşrudur. Böylece, Katalunya, kendimizi egemen bir özne olarak gördüğümüzü vurgulamak amacıyla bağımsızlık ilan etti ve bir cumhuriyet olma amacı güttü.

İspanya devletiyle aramızda uluslararası bir arabuluculuk yapılması gerektiğine inanıyoruz. Ve mutlaka bölgesel bir kontrol olmalı, vergi, sağlık ve eğitim gibi merkezi stratejik alanlarda kendi kamu siyasetimizi geliştirmeyi denemeliyiz. Bu hükumetten talep edilmeli ama aynı zamanda biliyoruz ki şu andaki durumda bunu güvence altına almakta esas olan halkın hareketliliğidir.

Devletin nasıl tepki vereceğini göreceğiz. Eğer daha fazla baskı durumu olursa –ki olacak gibi görünüyor- hâlâ halkımız var, yani savaşacağız ve onurlarını koruyacağız. Bir ay önce şu durumu kimse beklemiyordu, yani bir ay sonra nerede olacağımızı bilmiyoruz. Bunun bir halkı güçlendirme süreci, bir kurucu süreç ve var olan rejimin yıkılması süreci olarak görüyoruz. Cumhuriyeti yeniden örgütlemek için baskı uygulamalıyız.

Bazı Avrupa Birliği sözcüleri bağımsız bir Katalunya’nın AB dışında kalacağınız söylediler. Bu sizin için bir sorun mu?

AB’nin iktidardakiler ve medyadakiler tarafından o kadar reklamı yapıldı ki insanlar bu piyasa topluluğuna bağlı oldukları hissine sahip oldular. Bu nedenle Katalunya’nın AB’den dışlanacağı ihtimali bir belirsizlik ve güvensizlik hissini tahrik ediyor. Bu ekonomik bir sorun değil çünkü bence tüm Avrupalı özneler ticaret ilişkilerinin devamından yana.

Biz AB’ye karşıyız; bu nedenle kalmak veya çıkmakla ilgili bir tartışma olmasını isteriz. Bugünlerin ilginç şeylerinden birisi de kendilerini AB’ye yakın hissedenlerin (Birliğin İspanyol polisinin 1 Ekim’deki baskı uygulamalarına verdiği zayıf tepki nedeniyle) AB’nin aslında ne olduğunu fark etmeye başlamaları oldu. Mülteciler konusunda zaten böyle olmuştu. AB’nin ne anlama geldiğine dair önemli bir sorgulama var ve bu da bizi yine var olan iktidarla mücadele durumuna getiriyor.

Geçen Perşembe, Katalan başkan Carles Puigdemont, İspanya hükumetinin talep ettiği gibi bölgesel seçim çağrısında bulunabileceğini duyurdu. Birkaç saat sonra fikrini değiştirdi ve Katalan parlamentosunda bağımsızlık ilanının oylanacağını belirtti. Puigdemont ve PDCat hâlâ güvenilir müttefikler mi?

Perşembe günü yaşananlar Katalan ve İspanyol seçkinlerinin manevrasıydı. Ama 115. Maddenin ne olursa olsun uygulanacağı belli olunca o yol kapandı. Aynı zamanda insanların bağımsızlık ilan edilmesi için sokaklara dökülmesi de bunu sağladı. Şimdi şüpheler var normal olarak ama bu durumda Katalan Cumhuriyeti’nin inşası için birlik olmalıyız. Aynı zamanda kendimizi devletin 115. Maddeyi hayata geçirerek gerçekleştireceği saldırılardan da korumalıyız. Demokrasi için savaşanlarla barikatın aynı tarafında olacağız.

 Bağımsızlık ilanıyla ilgili değerlendirmeniz nedir?

Çok mutlu bir gündü. 1 Ekim’de oy veren Katalan halkının çoğunluğu bizden Cumhuriyeti ilan etmemizi istedi ve biz bunu yaptık, parlamentonun yapması gereken buydu. Bundan sonra, Katalan Cumhuriyetini sokaklardan ve kurumlardan doğru inşa etmemiz gerektiğinin bilincinde olmamız gerekiyor. 115. Maddeyi ve baskıyı durdurmamız gerekiyor. Ama bir adım atmış olduk. Oyun sona ermedi, devam ediyor ama şimdi Katalan parlamentosundan aldığımız açık ve kararlı bir yetki var.

30.10.2017

Kaynak: Jacobin

Çeviri: Kontra Salvo

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

w

Connecting to %s