Rojava’da YPG’yle Birlikte Savaşan Britanyalı Gönüllüler Kim? – Tommy O’Riordan


1

Tommy O’Riordan / Jacobin

IŞİD’e karşı savaş, bugünlerde farklı nitelikte Batılı gönüllüleri kendine çekiyor. Basın, iki yıl önce Avrupa ve Amerika Birleşik Devletleri’nden savaşçıların Orta Doğu’ya sadece cihatçı güçlere katılmak için değil, aynı zamanda onlara karşı savaşmak için de gittiğini keşfetti.

İlgi çoğunlukla, Rojava’daki silahlı Kürt gücü olan YPG içerisindeki emekli ve eski özel askerlerden oluşan Rojava’nın Aslanları’nın üzerindeydi. YPG’nin güçlü bir sol siyasi kimliği var ama Aslanlar’ın profili ve söylemleri dâhil oldukları orduyla çelişiyordu. Örneğin Britanyalı eski asker Alan Duncan, Suriye’de Kürtler’in, IŞİD’e karşı verdiği savaşla Kuzey İrlanda’da Britanyalılar’ın İrlanda Cumhuriyetçi Ordusu’na karşı verdiği savaş arasında paralellik çiziyordu.

Şu anda bölgedeki Batılı gönüllülerin profili, eski askerlerden, çeşitli örgütlere bağlı ideolojik politik eylemcilere doğru değişiyor.

Neoliberalizm Zamanında Kitle Siyaseti

Bu dönüşümü en iyi temsil eden birliklerden birisinin, Birleşik Kranllık’tan gelen Bob Crowe Tugayı’nın olması bir tesadüf değil. Blairizm yıllarından sonra Britanya, sol siyasetin yeniden canlanmasına şahit oluyor.

Birliğin adını aldığı kişi, adanın dışında pek bilinmiyor olabilir ama Britanya sendikacılığının alışılmadık ve önemli bir figürüydü. Demiryolu, Denizcilik ve Taşımacılık Sendikası’nın (RMT) liderliğini yürüttüğü on üç yıl boyunca üye sayısını elli binden seksen binin üzerine çıkardı ve ücretler, güvenlik ve iş güvenliği konularıyla ilgili çoğu defa başarıyla sonuçlanan mücadeleler başlattı. Bu zaferleri kazanmak için havuç-sopa (müzakere-grev) yöntemini kullandı. Eski Londra Belediyesi Başkanı Ken Livingstone, Crow’un 2014’teki zamansız ölümü üzerine yaptığı açıklamada “Londra’da hâlâ iyi ücretli işlere sahip işçiler onun üyeleri” demişti.

Bu zaferler, sağ basının öfkesini çekti ve onun maaşına, başkanlık evine ve Brezilya’daki tatillerine saldırdılar. O yine de açık açık Küba’nın “elli yıllık emperyalist saldırganlık” karşısındaki başarısından ilham aldığını söyledi. Ofisinde Lenin’in üstü vardı ve köpeğinin adı Castro’ydu.

Crow’un siyasetteki ve basındaki başarısının temelleri, önce Margaret Thatcher ve sonra da Tony Blair ve Üçün Yolu’nun Birleşik Krallığı’nda atılmıştı. Bu anlamda, Bernie Sanders veya Jeremy Corbyn’den farklı bir kişilik.

Sanders ve Corbyn “kurtulanlardan”. Her ikisi de siyasete 1960’lar ve 1970’lerde girdi ve siyasal ikna kapasitelerinin farkına varmadan önce bir şekilde yirmi yıllık neoliberalizme ve Sol’un tarihi yenilgisine dayanmayı başardılar.

Sanders ve Corbyn’in aksine Crow, neoliberal yıllara sadece dayanmakla kalmadı: o yıllarda ortaya çıktı. Her zaman kitle siyaseti yaptı ve konuşmaları da bunu gösteriyordu: “Eğer dünyayı yönetecek olsaydım, gerçek dünyaya dair tecrübesi olmayan zengin, pahalı eğitim almış seçkinler tarafından yönetilen ülkeler fikrine son verirdim. Tony Blair, Nick Clegg, David Cameron mu? Bize iyilik yaptıklarını düşünen, birbirlerinin yerine geçen havalı çocuklar”. Bugünün liberal basını hiç kuşkusuz ondan tehlikeli bir popülist diye bahsederdi.

Crow’un ölümü, ihtimal ki Britanya solunu gelecekteki liderinden yoksun bıraktı: Blairizmin yıkıntılarının arasında onun tarzı çok başarılı olabilirdi. Britanyalı gönüllü birliğinin onun adını alması, sadece onun genç nesillere seslenebildiğini değil, aynı zamanda Birleşik Krallık’ta kitlesel radikal siyasetin yeniden doğuşunun ipuçlarını da gösteriyor.

Yeni Enternasyonalizm

Tugayın üyesi Karker Bakur felsefelerini şöyle açıklıyor:

“Sıradan insanlar, Bob’un yaşamının ve RMT sendikası lideriyken yaptıklarının gösterdiği gibi, eğer birlikte çalışırlarsa inanılmaz şeyler yapabilirler. Yeterli olmadığımız ve siyasetle ilgilenmemize izin verilmediği fikrinden kurtulmamız gerekiyor. Ne yazık ki bazıları bizi, tüm olayımız bu iken, eski profesyonel askerler olmadığımız için eleştirmeye çalıştı. Bizler, büyük şeydeki küçük rolünü oynayan sıradan insanlarız. Her sendikacı gibi. Seçkinlere karşı ne kadar iyi örgütlenirsek, bu gezegen o kadar iyi olacak; işyerinde veya savaş alanında.”

Doğrusunu söylemek gerekirse Tugay, düzenli olarak kapsamının dışındaki siyasi mücadelelere de müdahil oluyor. Grup, geçtiğimiz yıl boyunca düzenli olarak Birleşik Krallık ve İrlanda’da yapılan çeşitli mücadelelerle olan dayanışmasını belirttiği tweetler attı. Örneğin geçen yaz Britanya basını, Southern Railways şirketinde işçilerin yeniden sınıflandırılmasına karşı yapılan RMT grevine Tugay’ın destek vermesini şaşkınlıkla haber yaptı:

2

Tommy O’Riordan / Jacobin

Belki de daha önemlisi, Tugay üyeleri, Kürt ve Avrupalı eylemciler arasından siyasi bağlantılar kurdular. 7 Ekim 2016’da, yüzleri maskeli ve sol yumrukları havada iki silahlı gerillanın görüntüsünü tweetlediler. Hemen önlerindeki kartonda “Kadınlar kurtulmadan özgürlük yok: Sekizinci maddeyi kaldırın” yazıyordu.

unnamed

Tommy O’Riordan / Jacobin

“Sekizinci madde” İrlanda anayasasının, İrlanda’da kürtajı yasaklayan ve İngiltere’de nasıl kürtaj yaptırılabileceğine dair bilgiye erişimi kısıtlayan sekizinci maddesini kastediyor (benzer kısıtlamalar Kuzey İrlanda’da var). Bu tweet, İrlanda’nın kürtaj karşıtı yasalarına karşı yapılan ve 24 Eylül’de farklı Avrupa kentlerinde aynı anda yapılan gösterilerle sonuçlanan uluslararası eylemler bağlamında düşünülmeli.

Karker Bakur, tweetin altında yatan hikâyeyi şöyle açıklıyor:

“IFB’deki (Uluslararası Özgürlük Taburu) kadın yoldaşlarımız, ülkelerimizdeki kadın hareketleriyle ilgili sorular sordular ve biz de İrlanda’da kadınların şu anda yaptıkları en cesurca şeyin kürtaj hapları satın alıp kendilerini ihbar etmeleri olduğunu söyledik. Bu gerçekten ilgilerini çekti.

Kürtler, Şengal Dağı’nda kurtarma savaşına girdikten sonra YPJ (Kadın Savunma Birlikleri) IŞİD’in elinde seks kölesi olarak tecavüze uğrayan veya dışarıdan gelen cihatçılara “eş” olarak verilen binlerce Êzidî kadınla konuştu. Ondan sonra IŞİD’in sistematik tecavüzlerinin, geride geleceğin IŞİD üyelerini, yani toplumdan dışlanması muhtemel çocuklar bırakmak için yapıldığı ortaya çıktı

Rojava kadın hareketi, Avrupa’daki destekçileri arasında, kurtarılan kadınlara yardım etmek için düşük hapı kampanyası başlattı. Devrimden bu yana Rojava’da kürtaj tamamen yasal bir uygulama. Kadın yoldaşlarımız İrlanda’da böyle bir şeyin olmadığını duyduklarında desteklerini nasıl gösterebileceklerini sordular.”

Kamuoyuna dönük bu açıklamaların ötesinde, Tugay üyelerinin geçmişleri ve kendilerini ifade edişleri de Rojava’nın Aslanları’ndan daha ileri bir siyasi bilinci gösteriyor. İskoç milis Rizgar Dêrik, bize YPG’nin kendisini ilk olarak nasıl etkilediğini şöyle anlatıyor.

“Bayraklarında kızıl yıldız vardı. O anda ‘bu adamlar kim?’ diye düşünmeme neden oldu. Onlara daha yakından bakmaya, ne olduklarını görmeye başladım. Sanırım Kobanê zamanıydı ve o zaman YPG’ye ve daha geniş anlamda Kürt hareketine olan ilgim uyandı. Ve ondan sonra katılmak istediğime karar verdim. Bir devrimin oluşunu görebilirdim ve de düşündüm ki gitmek görevimiz.”

Rizgar, açıklamaya devam ettikçe siyasi kimliğinin Bob Crow Tugayı’na katılma kararında önemli bir rol oynadığını gördük. Rojava’nın Aslanları’nı araştırdığında, onların “benzer siyasi görüşlere sahip olmadığını veya benzer geçmişlerden gelmediklerini fark etmiş. Onların “devrimde birlikte yer alınabilecek doğru örgütlenme” olmadığına inanmış.

Rizgar’a siyasi düşüncesini sorduğumda duraksamadan yanıt verdi: “Babam bir komünist; dedem de komünistti… Sovyetler Birliği’ni ve İspanya İç Savaşı’nı dinleyerek büyüdüm”. Sınıfsal kimliğine gelince şöyle yanıtladı: “Britanya Adaları’ndan bir işçi”. Kendisini Rojava’ya getirenin ne olduğunu açıklarken iki şeyi vurguluyor: ülkesindeki işsizlik ve siyasi imkânların yetersizliği:

“Berbat işler var, hiçbir şey kalıcı değil, inşaatlarda tesadüfi işler ve orada burada bahçıvanlık, bar işleri. Gerçekten umut veren bir şey yok.”

Rizgar’ın siyasi gidişatını belirleyen bu deneyim olmuş: “Çok sayıda anarşist grup toplantısına gittim. Çoğu zaman toplantılardakiler işçi sınıfı geçmişine sahip değillerdi, işçi sınıfı mahallelerinde yaşamıyorlardı ve gerçekten yoksul insanlarla bağlantıları yoktu. Onlarla gerçekten bağ kuramadım. Dünyalarımız tamamen farklıydı” diye anlatıyor.

3

Tommy O’riordan / Jacobin

Bu çıkmazdan, “İskoçya’da olduğumdan daha fazla evde hissediyorum” dediği ve anlaşılan ölmeye hazır olduğu Rojava’ya gittiğinde kurtuldu. “Ölümden korktuğumu söyleyemem” diyor. “Yani, kaçınmak için gerekenleri yapacağım tabii ama eğer olursa da olur. Bana göre bir şeyler için ölmek, evde oturup yaşlanmaktan daha iyidir.”

Aşağıdan Örgütlenme

Bob Crow Tugayı üyeleriyle yaptığımız bu küçük konuşmadan Avrupa’da kitlesel bir siyasallaşma süreci yaşandığını sonucuna varmamalıyız. İlk olarak bu, Avrupalı olmayanlar tarafından yönetilen bu harekette Avrupalıların rolü abartmak olur. Üstelik İspanya İç Savaşı’ndaki gibi bir komünist seferberlik hadisesi de yaşamıyoruz.

1930’lardaki parti bağlantılarının aksine bugün yaşananların daha çok iyi niyet ve devrimci romantizmle ilgisi var. Toplumsal yabancılaşma ve değişen siyasi iklim bu savaşçıların karar vermesinde önemli bir rol oynasa da kıta çapında onları örgütleyebilecek bir yapının olmaması, durumu İspanya’dan farklılaştırıyor.

Şaşırmamalıyız: 1930’lar, Avrupa’da kitlesel sol siyasetin en yüksek noktada olduğu zamanlardı. Bugün tanık olduğumuz şey ise, en iyi ihtimalle, yılların teknokrasi ve neoliberal hegemonyasından sonra ürkek bir uyanış. Yine de bu canlanmanın önemini küçümsememeliyiz.

Corbyn’in, İşçi Partisi başkanlığı seçimlerinde kazandığı ikinci zaferin ve partinin sağ kanadının yaşadığı ağır yenilginin arkasında, genç İskoç’u Rojava’ya savaşmaya ikna eden aynı süreç yer alıyor: kitlesel siyasallaşma. Burada daha derin nedenlerine inemeyiz ama ekonomik kriz, işsizlik ve sonucunda toplumsal bölünme gerçeğinin yeniden keşfedilmesinin hepsi de önemli rol oynamıştır. Bunun bizi nereye götüreceğini göreceğiz, hem Rojava’da hem de Avrupa’da.

27.02.2017

Tommy O’Riordan

Jacobin

Çeviri: Kontra Salvo

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s